Gün doğmadan pişen ekmek, denizi görerek sıkılan zeytinyağı ve yavaşça oturulması gereken bir sofra.
Bu kıyıda kahvaltı bir tabak değil, bir serpmedir. Yirmiye yakın küçük kap aynı anda gelir ve keyif, aralarında acele etmeden dolaşmaktadır — bir kaşık koyu köy balı, bir dilim koyun peyniri, bir önceki akşam dalında olan domatesler.
Ekmeğimiz otelde, saat altıdan önce pişer. Zeytinyağı, terastan yamaçlarını görebileceğiniz kadar yakın bahçelerden gelir. Otlar — yabani kekik, nane, adaçayı — sipariş edilmez, burunda toplanır.
Yirmi küçük kap ve acele etmek için hiçbir neden yok.
Ritim, malzemeler kadar önemlidir. Kahvaltıyı geç kurar ve uzun bırakırız; çünkü sabah dokuzda, koy hâlâ cam gibiyken teras, otelin en güzel odalarından biridir.
Gün boyu dışarıda olacaksanız, bir gece önceden mutfağa haber verin. Bir sepet; Efes'e, bir gulete ya da suyun üstündeki bir banka gayet iyi yol alır.


